Baskı: Destek Yayınları / 424 Sayfa
Konsepti oyun olmasa da değinmeden geçemeyeceğim bir kitabı ele alacağım bugün. M4Y4 gıptayla okuduğumuz global yayınlara taş çıkartıncasına başarılı bir hikayeye sahip. Yazarı Ş.Yüksel Yılmaz'ın İzmir Kitap Fuarı'nda bir okuyucusunun; "kitabın türü nedir?" sorusuna verdiği "Türkiye'de fazla denenememiş bir türü denedik" cevabı okuduğunuz her sayfada yavaş yavaş vücut buluyor sanki. Yazar, tıpkı hayat gibi tek bir tür üzerinde takılı kalmamış. Eteğindeki tüm taşları cömertce ortaya dökmüş. Hayatımızda da azıcık dram, biraz macera, bazen sapkınlık, gizem, bilim yokmudur? Evet bazılarında bilim yoktur diyecekseiniz ama onlar aslında pasif bilim tüketicileri değilmidir? (En azından bizce)Kitapçıya gidip cildi elimize aldığımızda kitap kapağının içinin beyaz değil de kırmızı olması ilk bakışta benim çok hoşuma giden bir detay olmuş. Ufak bir nokta olsa da kitabın kapağının dışının ve içinin bu uyumu bir okuyucu olarak bana değer verildiğini hissettirdi. Aynı duyguları Bioshock: Rapture Şehri'nde de yaşamıştım. Şöyle sayfaları pırrrrr diye çevirince yaprakların her bir noktasının değerlendirilmiş olduğu göze çarpıyor. Yani bölümler arası boş sayfalar yada 4 satır yazıp diğer bölüme geçmek için boş bırakılan alanlar göremiyorsunuz. Kitap size kaç sayfa diyorsa bilfiil o kadar sayfayı okuyorsunuz Ayrıca yazı karater boyutu da rahat okumayı etkilemeyecek ölçülerde minimum seviyede tutulmuş. Başka bir yayın evi elinde rahatlıkla bu kitap bi 30-40 sayfa daha uzatılabilirdi.
M4Y4 Yüksel Yılmaz'ın ilk kitabı olmasına rağmen bir yazar için gerçekten riskli ögeler içermekte. Kitapta bir kere çok ciddi sadizim içeren noktalar mevcut, herkesin altından kalkacağı cinsten değil yani. Özellikle küçük bir kız çocuğunun çaresizliği ve masumiyetiyle dolu olan bir bölümde kendinizi ağlarken bulmamanız neredeyse imkansız. (O satırları okurken iyi ki yazar yanımda yoktu. Eğer olsaydı kitabın kapağının tersiyle okkalı bir şamar indirirdim suratına) Onun yanında ciddi genetik ve biyolojik altyapı gerektiren noktalara değinmiş Yüksel Bey. Burada tek bir kusuru olmuş, okuyucusunun en az kendisi kadar bu konulara hakim olacağını düşünmüş ve açıklama kısımları biraz eksik. Halbuki bazı noktalarda dip notlar kullanılması okuyucuyu çok ciddi rahatlatırdı. Bu denli derin mevzulara sahip olmasına rağmen kitapta tek bir dip not yok.
Hikayemizin baş karakterlerinden Doruk tam bir Türk genci (demek istediğimi okudukça anlayacaksınız), Judith dengeli bir kadın, Ahmad ise herkesin favorisi. Kitabın ayrı bir ilginç noktası da herkes için ayrı bir favori figür içerebilmesi. Şöyleki bu kitabı okuyan 10 kişi kitap üzerinde bir sohbete kalkışsa en az 6-7 favori karakter çıkarırlar.
Dediğmiz gibi aslında kitap içinde bir sürü kitap okur gibiyiz. Bunun benim üzerinde tek sıkıntılı noktası şu oldu. Bir bölümde koş koş kovalamaca içerisindeyiz, tam Terminatör 2 havasında bir macera içerisinde yükselip zirvelere çıkmışım birden hop bu havadan çıkıp başka bir maceraya atılıyorum ve herşeye yeniden başlıyorum. Güzel yanı ise bu başladığım yeni macerada da yazar bir şekilde zirveye çıkarmayı başarıyor insanı.Arada kalan o bölümlerdeki düşüler ise hoşuma gitmedi. Ama bu dediklerim sizi yanıltmasın, hikaye kurgusunda en ufak bir tutarsızlık, uyumsuzluk yok. Genel şablon içerisinde herşey yerli yerinde.
Şimdi siz hikayeye ait de bazı ipuçları istiyorsunuz doğal olarak fakat çok fazla ayrıntı veremeyeceğim. Çünkü ilk birkaç sayfadan itibaren kitapda tansiyon hiç düşmüyor ve değineceğimiz her satır sanki öyküde ayrı bir kilit noktası niteliğinde. Bilmeniz gereken kısım, merak ettiğiniz noktaları öğrenmek için yapacağınız tek şeyin hemen bu yazıyı kapatıp bir M4Y4 siparişi vermek olduğu. Hepinize iyi eğlenceler.
0 yorum:
Yorum Gönder